İffet Dişil Bir Değer Midir?

Meryem’i bir hurma ağacının gövdesine sığınarak “Keşke bundan önce ölseydim, ölüp de unutulanlar arasına katılsaydım (Meryem Suresi, 23. ayet)” diye feryat ettiren dert neydi? Meryem, kavminin ileri gelen erkekleri tarafından iffetsizlikle suçlandığında biliyordu ki, biyolojik olarak yaşıyor olmak toplumsal olarak ölü hükmünde olan bir kadın için pek de yaşamak sayılmazdı. Kadının iffetsizliğinin kamusal vicdana karşı işlenmiş bir suç olarak görüldüğü ataerkil toplumlarda, hakkında iffetsizlik söylentisi çıkan kadınlar toplumsal itibarlarını tamamıyla kaybetmekte ve derin bir yalnızlığa, izolasyona terk edilmektedir.

Kadın iffeti etrafında dönen bu büyük toplumsal kontrol mekanizması bir yandan dedikodu kültürünü beslerken, diğer yandan kadınların kendi kendilerinin gardiyanı olmalarına sebep olmuştur. Kadınlar, haklarında uyanabilecek kuşkulara karşı, davranışlarını kadın iffetini her an tehlikeye düşebilecek ve kaybedilebilecek olması itibariyle oldukça kaypak ama bir o kadar da kutsal olan bir değer olarak tanımlayan toplumsal normlara göre düzenlemiştir. Buna rağmen, peygamberin eşi Aişe, hakkında çıkan dedikodulara engel olamamış ve masumiyeti Allah tarafından topluma bildirilene kadar kendini eve kapatarak gözyaşı dökmüştür. Aişe’yi ve Meryem’i mahkum eden zihniyet için kadın doğasının ayartıcı olduğu ve erkek nefsinin kadın karşısında zayıf olduğu ön kabulleri öyle güçlüdür ki, İslam tarihinde kadınların mescitlerden men edildiği dönemler olmuş, hatta kadının gerekmedikçe evinden dışarı çıkmasının haram olduğu iddia edilmiştir. Bugün hala tecavüze uğrayan kadınların nasıl giyindikleri veya neden o saatte sokakta oldukları üzerinden meşrulaştırıcı söylemler üretilmekte ve kadınlar mağduru oldukları bir olayın neredeyse faili ilan edilmektedir. Oysa Kuran, inanan erkekleri muhatap alarak gözlerine iffet perdesini indirmelerini ve haramdan sakınmalarını emreder (Nur Suresi, 30. ayet).

Kuran’da gömleği arkadan yırtılan Yusuf’tan bahsedilmesi; kadının iffetini yüceltip boynuna zincir olarak geçirirken, erkeğin iffetsizliğini meşrulaştıran yozlaşmış toplumlara inen ilahi bir tokat olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’de ebeveynlerin kız çocuklarının sevgilisinin olmasına vereceği tepki ile erkek çocuklarına vereceği tepki arasındaki derin uçurumu düşünelim. Benzer şekilde, toplumun boşanmış bir kadına bakışı ile boşanmış bir erkeğe bakışı öyle farklılaşmaktadır ki kadınlar bu olumsuz önyargının getirdiği ithamlardan kaçınmak için çoğu zaman boşanmış olduklarını saklama yoluna gitmektedir. Kadının doğası gereği biyolojik yenilenmesinin bir parçası olan regl döneminin utanç sebebi olduğu fakat on sekizine basan oğulların babaları tarafından genelevlere götürüldüğü ikiyüzlü bir toplumda, Kuran’ın erkek iffeti konusunda ve Hz. Yusuf şahsında geliştirdiği perspektifi Müslüman kadınlar olarak mümin erkeklerin gündemine sokmak boynumuzun borcudur. Bugün camilere giren kadınların eline başörtüsü tutuşturulurken, erkeklerin kapri, şort veya dar kot pantolonlarla girmesinde hiçbir beis görülmemektedir. Öte yandan, hakikat düşmanı din adamları kadının çalışma hayatına girmesi sonucu erkeklerin evde cinsel doyumsuzluk yaşadıklarını ve fuhuşa yöneldiklerini iddia etmektedir. Erkek cinselliğinin adeta hayvan cinselliği gibi kontrol edilemez olduğu varsayımına dayanan bu iddia erkeğin iffetli olmasının ancak yeryüzünden kadının varlığını kaldırmakla mümkün olduğu imasını taşımaktadır. Ancak, Kuran’ın inanan erkeklere mesajı çok basit ve nettir: gözlerini kaçırmak. Kuran’ın emrettiği gibi haramdan gözünü kaçıran erkek için çıplak bir kadın dahi ayartıcı olamayacaktır. Kadının eteğinin boyu veya dışarıda olduğu saati tartışarak geçen zaman göstermiştir ki ahlakın toplumsallaşmadığı bir düzen yozlaşmaya mahkumdur ve işe erkeklerin de iffetli olabileceği gerçeğini haykırmaktan başlamak gerekmektedir.