“Kadınlar Camilerin Neresinde?”: Tartışmalar, Öneriler

Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar olarak 7 Haziran’da gerçekleştirdiğimiz iftar etkinliğimizin ardından camiler ve kadınların camilerdeki yeri konusunda konuştuk, tartıştık ve tüm bu tartışmaları derlemek ve gelecek dönemde bu alanda yapacağımız etkinlikler için bir yol haritası olarak ele almak istedik.

“Kadınların camide yeri yok”

Tartışmaya katılan herkesin ortak derdi camilerde kadınlara ayrılan kısımların caminin genel atmosferinden kopuk, bakımsız, kullanışsız ve hatta pis, karanlık… olmasıydı. Bu duruma dair çokça anekdotun paylaşıldığı toplantıda özellikle altı çizilen durum kadın ve erkeklerin camiyi farklı şekilde deneyimlediği ve kadınların camilerde “yerinin olmadığı” idi. Toplantıya katılan, camilerde kadının yeri üzerine saha çalışmaları yapmış ve bir belgesel çalışması yapan katılımcının belirttiği veriler oldukça çarpıcıydı: Cami cemaati dışarıdan sorulduğunda kadınların camileri özgürce kullanabileceğini, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini söylerken uygulamada herhangi bir adım atılmadığı ifade edildi. Camiye dair böylesi kararlarda önemli bir belirleyiciliği olan cami dernek ve vakıflarının kadınların camideki konumlarını gündemlerine hiçbir şekilde almadığı belirtildi.

“Kâbe’yi, Mescid-i Aksa’yı gören kadınlar Süleymaniyenin ön saflarını göremiyor”

Kadın ve erkeklerin camilerden eşit şekilde yararlanamıyor olması durumunun Allah’ın evinde, Kâbe’de olmamasının ise önemli bir örnek olduğunun üzerinde özellikle duruldu. “Kâbe’ye dokunabilen, Mescid-i Aksa’nın her yerinde namaz kılabilen bizler Süleymaniye Camii’nde ön saflarda yürüyemiyoruz bile” dendi. Bu çarpıcı örnek ışığında camilerin tarihi, sanatsal ve manevi ortamının tamamından kadınların da yararlanabileceği bir düzenleme yapılması ortak bir talep olarak öne çıktı.

“Önce algıyı değiştirmeliyiz”

Bu durumda nasıl bir yol haritası çizilebilir? Bu soruya toplantı esnasında çeşitli cevaplar verilmekle birlikte cevapların çoğunluğu özellikle hem erkekler hem de kadınlar açısından “kadının camide olmaması gerektiği” yönündeki algının değiştirileceği, söylem düzeyinde dönüşümün sağlanacağı etkinliklere öncelik verilmesine vurgu yaptı.

“Camilerden kadın ve erkekler eşit olarak yararlanabilmeli”

Fiziksel olarak kadın ve erkeklerin camii eşit olarak kullanabilmesi için caminin var olan paravan/perde sistemiyle tam olarak ortadan ikiye bölünebileceği, bu şekilde herkesin camiden eşit şekilde yararlanabileceği ifade edildi. Caminin yalnızca ibadet edilecek bir yer değil, aynı zamanda bir hayat merkezi olarak da yararlanılabilecek bir yer olması üzerinden de, erkeklerin halihazırda görünür alanlarda gerçekleştirdiği uyumak, dinlenmek gibi eylemleri de erkeklere özel bir alanda yapabileceği, kadınların da çocuklarını emzirmek, dinlenmek gibi özel bir alana ihtiyaç duyacağı eylemleri için kadın ve erkeklere ayrı yerler tahsis edilebileceğinin altı çizildi.

“Kadınları camiden uzak tutan sadece camiler değil, abdest alma yerleri de düzenlenmeli”

Bu tartışmalara ek olarak bir diğer önemli nokta ise kadınların camileri kullanamamasının nedeninin yalnızca kendilerine cami içerisinde yer ayrılmaması değil, aynı zamanda abdest almalarına uygun alanların yaratılmaması olarak ifade edildi. İstanbul camilerinde belirli oranlarda çözülen bu sorununun, özellikle diğer şehirlerde çok büyük önem taşıdığı, kadınların camide namaz kılmaktansa yakın mesafedeki evinde namaz kılmayı tercih etmek durumunda kaldığı söylendi.

“Kadınların camide olabilmesi için çocuklarının da camide olabilmesi gerekiyor”

Camilerde çocukların varlığı da yine kadınların varlığı ile ilişkilendirilebilecek önemli bir nokta olarak ifade edildi. Yakın dönemde çocukların camilere çağrılmasına büyük tepkiler oluşmuştu. Bunun hatırlatıldığı toplantıda, çocuk sahibi kadınların camilerde var olabilmesi için çocukların da resme dahil edildiği bir çözüm önerisinin yapılması gerektiği vurgulandı.

“Kadınlar, çocuklar, evsizler… camiler herkesin olabilmeli”

Son olarak bayram namazları, cenaze namazları, cuma namazları gibi önemli bir aradalıklardan kadınların dışarıda bırakmasının çok büyük bir problem olduğu özellikle ifade edildi ve “kadınlar, çocuklar, evsizler… camiler herkesin olabilmeli” dendi.

Uygulamaya dönük öneriler şu şekilde özetlenebilir:

  • Kadınların namaz kıldığı ve abdest aldığı yerlerin fotoğraflanıp sosyal medya üzerinden bir kampanya ile paylaşılması ve gündem oluşturulması ve bu kampanyaların havaalanı ve otogarlardaki küçük mescitleri de kapsayacak geniş kapsamlı bir kampanya olarak düşünülmesi.
  • “İyi bir cami nasıl olur, bir camiyi kadınlar için erişilebilir hale getirenler nelerdir?” sorusunu cevaplayan bir dizi kriter ortaya koymak ve sosyal medya kampanyasında bu kriterleri yaygınlaştırmak.
  • Dünya’daki örneklerin de konuşulabileceği (Amina Wadud, Danimarka’daki kadın camii vb.), mimarların, sosyologların ve alanda uzman kişilerin fikirlerini belirteceği bir çalıştay ya da panelin düzenlenmesi.
  • Büyük camilerin önünde “Neden camileri istiyoruz ve tam olarak ne istiyoruz?” sorularına cevap verdiğimiz metinlerin dağıtılması ve bu şekilde sosyal medya üzerinden ulaşamayacağımız kadınlara da ulaşmak.
  • Cami dernek ve vakıflarında konunun gündem olabilmesi için faaliyetler yürütmek, cami imamlarıyla görüşmeler yapmak ve bunları paylaşmak, diyanet ve müftülüklerle görüşmeler yapmak.